Sultanahmet'in arka tarafı, Marmara'ya inen yamaçlarda hâlâ büyük şehir hengâmesinden uzak, dingin bir mahalle dokusu var. Küçük Ayasofya, Cankurtaran ve Ahırkapı semtlerinde dolaşırken Bizans imparatorluk sarayının deniz tarafı sırtına basıyorsunuz aslında — pek çok kalıntı bahçe duvarlarına, ev temellerine gömülü duruyor. Bu rota, bu görünmeyen tarihi gün ışığına çıkaran küçük ama yoğun bir yürüyüş.

İlk durak Küçük Ayasofya Camii — eski adıyla Sergios ve Bakhos Kilisesi. İmparator I. Iustinianus tarafından 530'larda inşa ettirilen yapı, Ayasofya'dan birkaç yıl önce tamamlandığı için pek çok tarihçi tarafından 'Ayasofya'nın prova binası' olarak nitelenir: aynı sekizgen çekirdek üzerinde kubbe oturtma denemesi, aynı sütun-balkon ilişkisi, ama daha küçük ölçekte. Beyazıt döneminde camiye çevrilmiş, restorasyonları sonrası iç mekânı oldukça temiz görülebiliyor.

Küçük Ayasofya'dan yokuş yukarı çıkıp Atmeydanı yönüne sapın. Hemen yakınında Sokullu Mehmed Paşa Camii var. 1571–72'de Mimar Sinan tarafından, sadrazam Sokullu için yapılmış bu cami, Sinan'ın küçük ölçekte ne kadar mükemmel iş çıkardığını gösteren bir başyapıt. İçeride hâlâ orijinal İznik çinileri yerinde duruyor; mihrap nişinde, Hz. Muhammed'in mührü olduğuna inanılan Kâbe'den getirilmiş taş parçaları yerleştirilmiş. Avlu, küçük ama oranları kusursuz.

Buradan tekrar sahile doğru, Cankurtaran istasyonu yönüne yürüyün. Marmaray açılmadan önce burası banliyö treninin küçük bir durağıydı; bugün Marmaray hâlâ aşağıdan geçiyor ama bu eski mahalle istasyonu daha çok bir simge olarak kaldı. Çevresinde küçük balıkçı lokantaları ve eski ahşap konaklar var.

Ahırkapı Feneri, Sarayburnu'na yakın bir noktada, deniz ulaşımı için tarihi bir simge. 19. yüzyılda inşa edilen bu fener, Boğaz'a giriş yapacak gemilere yön gösteriyordu; sahilden bakıldığında küçük ama temiz bir silüet.

Rotanın asıl saklı hazinesi Bukoleon Sarayı kalıntıları. Sahil yolunun denize bakan tarafında, bahçe içlerinde fragmanlar halinde duran bu duvarlar, Bizans imparatorluk sarayının özel deniz girişiydi. Adını ön cephesinde bulunan boğa-aslan kabartmasından alır (boukoleon Yunanca). Kompleksin imparatorluk yatak odası bu sırta bakıyordu; bugün gördüğünüz mermer çerçeveli pencereler ve büyük üçlü kemer doğrudan o özel mekânın izleri. Şehirde bu kadar yoğun tarihe sahip ama bu kadar az ziyaret edilen başka bir yer az.

Pratik notlar: Sahil tarafı yel alır, kış aylarında üst giysi gerek. Küçük Ayasofya'nın iç ışığı sabah saatlerinde en güzel. Bukoleon'a sahil yolundan yaya kaldırımı boyunca, dikkatli geçiş yaparak ulaşılır (hızlı araç trafiği var). Rotaya tramvay T1 Sultanahmet durağından inerek başlayabilir, Cankurtaran/Marmaray durağından bitirebilirsiniz.