İstanbul'un 18. yüzyıldan 20. yüzyıl ortalarına kadar içtiği suyun büyük bölümü Belgrad Ormanı'nın bentlerinden gelirdi. Bu bilgi haritada öğrenilebilir ama bentlerin önünde durup boyutlarını görmek başka bir şeydir; ormanın yüzlerce hektarı yalnızca bu su sistemini koruyabilmek için ağaçlandırılmıştır. Rotanın başlangıcı Bahçeköy girişidir; otoparktan ormanın işaretli patikalarına saparsınız ve hemen Mahmud I Kemeri'yle karşılaşırsınız.

Mahmud I Kemeri (1732), İstanbul'a su taşıyan kemerlerin son büyük örneklerinden biridir. İki katlı kemer dizisi orman vadisinin üstünden geçer ve 1730'larda I. Mahmud'un Galata-Beyoğlu yakasına yeni su getirme projesinin parçası olarak inşa edilmiştir. Kemerin altından geçip vadiye indiğinizde, taş işçiliğinin yakından nasıl görkemli durduğunu fark edersiniz; bu, Roma su yolu mantığının Osmanlı yorumudur.

Kemerden orman içine doğru ilerlediğinizde Sultan Mahmud Bendi açılır; aynı su projesinin ana toplama haznesi. Bent setinin üzerinden yürüyebilir, gölün öbür kıyısına geçebilirsiniz. Az ileride Topuzlu Bent, daha küçük ama daha eski bir yapıdır; adını set köşelerindeki topuz biçimli süslemelerden alır. Suyun ses tonu bent gövdesi boyunca değişir; mühendislik bir sanattır demek için bu rota yeterlidir.

Valide Bendi rotanın ortasında yer alır; III. Mustafa'nın annesi Mihrişah Sultan adına 18. yüzyıl sonunda yapılmıştır ve Belgrad Ormanı bentleri içinde en estetik olanıdır: gri taş gövde, oval setler ve göl yüzeyine vuran çam yansımaları rotayı bir manzara resmine dönüştürür.

Gün boyu yürüdükten sonra Neşet Suyu mesire alanı rotanın doğal kapanışıdır. Burada serbest piknik alanı, kaynak suyu çeşmesi ve gölge altında dinlenmek için açıklıklar vardır; hafta sonları yoğundur ama hafta içi sessizliği kaçırmayın. Dönüşte Bahçeköy üzerinden minibüsle Sarıyer'e inebilir, rotayı bir balık-ekmekle bitirebilirsiniz.