Galata, 13. yüzyılda Bizans'tan Ceneviz tüccarlarına bırakılmış küçük bir koloni olarak başladı; surlarla çevrili, kendi belediyesi, kendi yasaları olan bir yarı-bağımsız bölge. 1453'ten sonra Osmanlı'ya bağlandı ama uluslararası ticaret merkezi olarak rolünü 19. yüzyıl sonuna kadar sürdürdü. Bugün bu küçük tepenin sokakları o Avrupa-Levanten karışımının izlerini taşıyor: bank binaları, sinagoglar, kiliseler, mevlevihaneler bir arada.

Galata Kulesi (1348) Cenevizliler'in son tahkimatıdır; bugünkü hâlini 16. yüzyıl Osmanlı eklemeleriyle aldı. 2020 sonrası restorasyondan sonra son katı seyir terası olarak yeniden açıldı: 360 derece İstanbul manzarası şehirdeki en iyilerdendir. Sabah erken (09:00) gidin, akşam kuyruk uzar.

Kuleden Galip Dede Caddesi'ne çıkarsanız, hemen başlangıçta Galata Mevlevihanesi sizi karşılar. 1491'de kurulmuş, İstanbul'un ilk mevlevihanesi. Bugün müze olarak hizmet veriyor; semahane bölümünde dönemlik sema törenleri düzenleniyor. Kütüphane ve müzik aletleri salonu klasik Osmanlı mistisizmine giriş için iyi bir başlangıç.

Mevlevihaneden aşağı, Kamondo Merdivenleri'ne doğru inin. Bu eğrisel art nouveau merdiven 1870'lerde Yahudi bankacı Abraham Kamondo tarafından yaptırıldı; sokağı bir tasarım nesnesine çeviren İstanbul'daki nadir kentsel jestlerden biri. Merdiven sizi doğrudan Bankalar Caddesi'ne (Voyvoda) indirir.

  1. yüzyılın ikinci yarısı boyunca Osmanlı bankacılığının merkezi olan Bankalar Caddesi'nde Osmanlı Bankası Müzesi (SALT Galata içinde) ve eski Bankalar Caddesi binalarının cephe mimarisi başlı başına bir derstir. SALT Galata, eski Osmanlı Bankası binasında 2011'de açıldı; sergileri ücretsiz, kafesi caddeye bakıyor. Rotayı SALT'ın çağdaş sergileriyle bitirmek, tarihten güncel sanata bir köprü kurar.