Boğaz'ın kuzey ucu, merkezdeki turist akışından oldukça uzak ve buranın asıl karakterini koruyor. Rota, Büyükdere'deki Sadberk Hanım Müzesi ile başlar. 1980'de Vehbi Koç tarafından eşi Sadberk Koç'un adına kurulan müze, Türkiye'nin ilk özel etnografya müzesi unvanını taşır. İki yan yana ahşap yalıya yerleşmiş koleksiyon, Anadolu ve Osmanlı dönemine ait kostümler, gümüşler, çiniler ve özellikle erken Bizans bölümüyle hayranlık uyandırır. Sergi düzeni, dönemin en iyi uluslararası müzecilik standardını yakalar.

Müzeden güneye, Tarabya Koyu'na inilir. Koy, 18. yüzyıldan itibaren Avrupalı diplomatların yaz aylarında konakladığı bir koloni olmuş; bugün hâlâ Almanya, İtalya, Fransa gibi büyükelçilik yazlık ikametgâhları kıyıda duruyor. Koyun kavisli silueti, suya yansıyan tepeleriyle Boğaz'ın diğer noktalarından farklı bir 'liman' duygusu verir.

Koyun güney ucunda Huber Köşkü cephesi görülür. 1880'lerde Alman silah taciri Auguste Huber için inşa edilen köşk, bugün Cumhurbaşkanlığı yazlık ikametgâhı olarak kullanılır; içeri girilemez ama ahşap cephesi ve geniş bahçesi kıyıdan rahatça izlenir.

Kuzeye doğru yürüdüğünüzde Kireçburnu Camii'ne ulaşırsınız. 19. yüzyıl ortasından kalma küçük ölçekli sahil camisi, balıkçı köyünün eski ölçeğini hatırlatır.

Sarıyer Çarşı'ya geldiğinizde rotanın gastronomi durağı başlar: tarihi balıkçı meydanı, börekçiler ve Boğaz'ın en saygın balık restoranları burada. Çarşı meydanından sahil hattını biraz daha güneye yürüyüp Yeniköy'e geçildiğinde Panayia Rum Ortodoks Kilisesi durur. 19. yüzyıldan kalma kilise, Yeniköy'ün eski Rum topluluğunun yaşayan kalıntısı olarak rotayı kapatır.

Rota 2,5 saatte rahat tamamlanır; metrobüs+otobüs ile gelmek pratik. Sadberk Hanım Müzesi salı kapalıdır, bunu plana eklemek gerekir.